MENÜ
Mithat ÖZTÜRK
Mithat ÖZTÜRK
mithatozturk@hataybizimmedya.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 1103 defa okundu.

HALA 21 METRE KARE...LÂKİN ACININ TARİFİ YOK!..

Kıymetli okurlarım,merhaba…

6 Şubat'ın ikinci yılı biterken "Hatay Nasıl" diye merak edenlere gitsin bu yazı. 

Evet evet depremin 2. Yılında;Yaşadığımız sorunları ortaya koymak, göstermek, tarihe not düşmek ve bu yaşamı kabul etmediğimizi haykırmak için olsun bu yazı...

 "İlimiz Hatayda, görünümü ve koşullarıyla tecrit kamplarına benzeyen konteyner yerleşkelerde yaşam 21 m2’ye sıkıştırılmış durumda. 

Bu oluşturulan Konteynerlerde bugün itibariyle yaklaşık 230 bin depremzedeli yurttaş yaşıyor.

" Yaşıyor,yaşıyorda?    

Ampüte bireyler, engelliler ve yaşlılara sabır diliyorum. 

6 ve 20 Şubat depremlerinden bu yana şehrimizde yaşananlara,yapılanlara ve yapılmayanlara göz atmaya bakalım. 

Depremin yaşandığı diğer illerde normalleşme başlarken barınma sorunumuzu dahi çözemediğimizden, depremzedelerin büyük bir kısmının 21 metrekarelik konteyner kutuların içerisinde hayatlarını idame etmeye çalıştığını ve barınma, eğitim, sağlık, elektrik, su,temiz hava ve güvenlik sorunlarının hâlâ çözüm beklediğini görüyorum. 

Özellikle elektrik kesintileri ve internete erişim konusu başlı başına bir sorun olarak yol alıyor. 

Hava kirliliğinden kurtulup temiz hava beklerken;Uzmanların yaptıkları hava kalitesi ölçüm sonuçlarının ilk verileri de,hava kirliliğinin artarak sürdüğü şeklinde.Hava kirliliği bir kaç yıl önce normale dönmeyecektir.

Rezerv alan, yerinde dönüşüm sorunları sürgit devam ediyor. 

Beklenilen; kalıcı konutlara geçilme çalışmalarıyla birlikte, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yeterli ve nitelikli hâle getirilmesi, ulaşım, altyapı ve güvenlik sorunlarının çözülmesi, sosyal ihtiyaçları karşılayacak çalışmaların da yapılmasıydı. Aksine, kentsel iyilik hâlinin hiç dikkate alınmaması, kalıcı konutlara hızla geçilmesinin, bu hız nedeniyle kente, doğaya ve canlı sağlığına gösterilen hoyratlığın, özensiz ve plansız yaklaşımın en güçlü gerekçesi oldu. 

YAPILAN İYİ NİYETLİ ÇALIŞMALARI TENZİH EDEREK; 

Bugün hızlı gibi görünen kalıcı konut çalışmaları ile depremden bir yıl sonra sözü verilen kalıcı konut sayısı şu kadar olacak hali büyük bir çelişki arz ettiğini ifade ediyim. 

Ha bide unutmadan söyleyim yükselen kalıcı konut binalarıyla,alt yapısıyla umarım deprem dirençli kent oluşturuyoruz. 

Basta siyasi erkin ve diger etkili yetkili kişelerin dikkatlerini barınmayla ilgili bir hususa çekmek isterim.

Barınma / konut hakkı için, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 25/1 maddesi derki: 

“Herkesin, kendisinin ve ailesinin sağlığı ve iyi yaşaması için yeterli yaşama standartlarına hakkı vardır; bu hak, beslenme, giyim, konut, tıbbi bakım ile gerekli toplumsal hizmetleri ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ya da kendi denetiminin dışındaki koşullardan kaynaklanan başka geçimini sağlayamama durumlarında güvenlik hakkını da kapsar. Taraf olan devletler herkese, kendisi ve ailesi için yeterli bir yaşam standardına sahip olmayı sağlarlar. Bu standart, yeterli beslenmeyi, giyinmeyi, barınmayı ve yaşama koşullarının sürekli olarak geliştirilmesini de içerir” der. 

Ancak ne yazık ki süreç, barınma hakkı gibi, uluslararası sözleşmelerle ve Anayasa ile güvence altında olan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, eğitim hakkı gibi temel yurttaşlık haklarımız dikkate alınmaksızın sürdürülüyor. 

Hâlâ yaralıyız!.. 

Halâ acılayız!..

Hâlâ  kötüyüz!.. 

Hâlâ zor durumdayız!.. 

Hâlâ çaresiz ve yoksuluz!..

Hâlâ öfkeliyiz!..

Koca bir hızla dönüşmüş toz çamur içinde olan bir hayalet şehirde yaşama tutunmaya çalışırken. Bir şişe suya, bir ayakkabıya, vücudumuzu ısıtacak bir elbiseye muhtaç olmak dahada zordur. 

Hâlâ yıkım bekleyen yüzlerce bina, Hâlâ onarılmayı bekleyen yollar, kaldırımlar, yeşil alanlar, istinat duvarları, su şebekeleri, elektirik şebekeleri ve özellikle Kırılan ruhumuz darmadağınık olan psikolojimiz. 

Bir depremzede olarak,bir gazeteci olarak asrın depremden bu yana bugun dahil vatandaşlardan gelen bu sitemi de unutmayacağım,unutturmayacağım! 

Sitem şu!.. 

"Asrın depremini yaşadık.3 gün boyunca kimse gelmedi,kimse bizi sormadı.Devlet,hükümet yoktu.Bizi yalnız bıraktılar.Bizi ölüme terk ettiler.İnsanlar ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA ÖLDÜLER.Ölülerimizi biz gömdük.Acının,çaresizliğin dibini gördük." 

Bütün bu kötü koşullar belliki hayatımızdan daha uzun bir zaman alacak ve Hatay'da yaşayan insanların can kayıpları ve maddi kayıpları için oluşan hınçları tepkileri 1-2 yılda sönümlenecek bir konu değil ...Bu enerjinin varlığını bilerek sabırla destek olmalıyız... 

Ekonomik kazanç sağlamak isteyip ayakta kalmaya çalışan esnaflar oluşturulan prefabrik çarşılarda zor şartlarda nefes almaya çalışıyor. 

Esnafın,tüccarın,sanayicinin bil cümle iş insanının,Merkezi Hükümetten beklentisi olan  MÜCBİR SEBEP HALİNİN UZATILMASI KONUSUNDA umduğunu bulamıyor. 

HATAY'DA,YARALARIN SARILMASINDA,HATAY'IN YENİDEN İNŞASINDA ASRIN DEPREMİ 2 YILI GERİDE BIRAKTI.

REEL OLAN DURUM ŞU: 

HAYATLAR, HAYALLER VE UMUTLAR DA YİNE ENKAZ ALTINDA KALMIŞ. 

YARALARIMIZ İLK GÜNKÜ GİBİ TAZE,İLK GÜNKÜ GIBİ ACI, İLK GÜNKÜ GİBİ HÜZÜN YÜKLÜYÜZ. 

ÖLÜLERİMİZİ(DEPREM ŞEHİTLERİMİZ) BİR KEZ DAHA YAD EDERKEN, 

"ASLINDA HEPİMİZ ÖLDÜK, BAZILARIMIZI GÖMDÜLER VESSELAM..."

Köşe Yazıları